
| AB İlerleme Raporu Analizi |
|
|
| Yazar Galip KAYA | |
|
TARIM VE HAYVANCILIKTA UYUM KIBRIS’A BAĞLANDI “2009 yılı AB İlerleme Raporunun Tarım, Gıda Güvenliği ve Veterinerlik yönünden analizi…”Bilindiği gibi Avrupa Birliği, her yılsonunda aday ülkelere verdiği ev ödevlerini değerlendiren bir karne niteliğindeki İlerleme Raporunu yayınlamaktadır. Türkiye ile ilgili yayınlamış olduğu 2009 yılı İlerleme Raporunun tarım, gıda güvenliği, veterinerlik ve balıkçılık bölümünü incelediğimizde bir arpa boyu dahi yol alamadığımız anlaşılıyor. Zaten raporun geneli ile ilgili uzmanlar tarafından yapılan yorumlar da aynı şekilde. Hayvan hastalıklarıyla mücadelenin yetersiz olduğu, gıda kontrol hizmetlerinin eksikliği, canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin ithalatına uygulanan yasaklar, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının idari yapısının çarpıklığı, yetkinin değişen genel müdürlükler arasında paylaşıldığı, bunun da yetki karmaşasına neden olduğu, hayvan refahı ve zootekni konularında bir gelişme olmadığı, gıda işletmelerinin yeniden yapılandırılmasına yönelik hiçbir çaba gösterilmediği, genetiği değiştirilmiş organizmalara ilişkin yasal düzenlemenin hazırlanmadığı, balıkçılık konusunun Allah’a havale edildiği gibi konular her yıl olduğu gibi bu yılda aynen tekrar edilmiş. Bu türden konular hiç değiştirilmeden neredeyse daha önceki raporlardan kopyala yapıştır yöntemiyle aynen alınmış. Raporda az sayıda olumlu işlerin yapıldığı belirtilmişse de yetersiz olduğu ve bunun için daha çok ekmek yemek zorunda kaldığımızı nazik bir dille belirtmişlerdir. Bu değerlendirmelerin günümüzde halkının önemli bir kısmı AB’ye karşı olan Türk ulusunun umurunda olmadığını biliyoruz. Ama eğri oturup doğru konuşmak gerekirse biz bu raporu önemsemek zorundayız. Bizce Avrupa Birliği bir modeldir ve AB’ye üye olunmadan da çağdaş olunabilir. Günümüzde İsviçre gibi bazı ülkeler AB’ye üye değildir, ama hiç kimse çağdaş olmadığını iddia edemez. Çağdaşlık bir ulusun refah içerisinde yaşamasıdır. İşsizlik sorunu olmayan, alım gücü yüksek, gıda güvencesi ve gıda güvenliği olan demokratik toplumlar sağlıklı toplumlardır. Ulu önder Atatürk’ün bize gösterdiği yol çağdaş medeniyetlere ulaşmamızı emreder. İyi kazanamayan, yeterli ve dengeli beslenemeyen, bilimsel bilgilerle donatılmayan, sanata ilgi göstermeyen bir toplum sağlıklı olamaz. AB’nin üzerinde durduğu olumsuzlukları onlar istediği için değil veya onlara üye olacağımız için değil, kendi ulusumuzun sağlığı ve güvenliği için istemeliyiz. Mantık bunu gerektirir. Gıda kontrol hizmetlerinin eksikliği halkımızın sağlıksız gıdalarla beslenmesine, hayvan hastalıklarıyla mücadelenin yetersizliği ise hem kendi ürettiğimiz hayvanların sağlığının bozulmasına hem de insan sağlığının bozulmasına neden olur. Bu türden eleştirileri zaten yıllardır biz de yapıyoruz. Bunlar yeni şeyler değil. İşe Tarım ve Köyişleri Bakanlığının idari yapısının değiştirilmesi ve artık olmazsa olmazların başında olan bağımsız veteriner teşkilatının kurulmasıyla başlanması temennimizdir. Ancak raporda özellikle altı çizilen bazı noktalar bunu yazanların gerçek niyetini de ortaya koyuyor. Türkiye’nin üretimle ilgili tarımsal destek araçlarının kapsamını arttırması kaygı vermeye devam ediyormuş ve bu da AB’nin tarım politikasına uymuyormuş. Bunu bir de raporda belirtilen AB ülkelerinden canlı havyan ve et ithalatı yapmayarak sözleşmeyi ihlal ediyorlar şeklindeki eleştiriyi göz önüne alıp okuduğunuzda şu anlam çıkar; bende hazır olan ürünleri siz üretmeyin, benden alın”. Bilindiği gibi AB mevzuatının temelinde ülkeler arası ticaretin önündeki engellerin kaldırılması yatar. Her ülke istediği ülkeye istediği malı rahatlıkla satabilsin, gümrük duvarları indirilsin, kotalar kalksın vs. Hâlbuki AB’nin bütçesinin yaklaşık yarısı kendi üreticisine verdiği desteğe gitmektedir. Tabii bundan bahseden yok. Bazı ürünlerde de üretim olmasın diye kota var (süt gibi). Çünkü AB kurulduğundan beri bu ülkeler üreticisine üretmek için teşvik üstüne teşvik yağdırdı. Üretici de öyle üretti ki elinin ayarını kaçırdı ve stoklar büyümeye başladı. Bunları satacak yer lazım. Türkiye onlar için ideal bir Pazar konumunda. Ancak İlerleme Raporunda özellikle tarım, balıkçılık ve kırsal kalkınma bölümünde “Kıbrıs’a kayıtlı veya son limanı Kıbrıs olan gemi ve uçaklarla taşınan malların serbest dolaşımı ile ilgili kısıtlamalar devam ettiği sürece, Türkiye bu fasıllarla ilgili konularda müktesebatı tam olarak uygulayacak bir pozisyonda olmayacaktır” şeklinde bir sonuca varılması, bu konuda bile gelecekte nelerle karşı karşıya kalacağımızın bir göstergesidir. Biz AB Veteriner Hekim Platformu olarak ülkemizi seviyoruz ve her ne olursa olsun ülkemizin gıda güvenliği, hayvan sağlığı ve halk sağlığı için yapılması gerekenlerin bir an önce yerine getirilmesini istiyoruz. Artık yeter! Çözüm bellidir. Ama bunun için irade gereklidir… AB VETERİNER HEKİM PLATFORMUweb: www.abveteriner.org Platform Kurumsal Üyeleri:Ankara-Giresun-İstanbul-İzmir-Mersin-Afyonkarahisar- Antalya-Hatay-Adana-Amasya-Kayseri-Elazığ-Trabzon-Bursa-Kastamonu-Uşak-Malatya-Samsun-Trakya-Diyarbakır-Kahramanmaraş-Aydın-Şanlıurfa-Kocaeli Bölge Veteriner Hekim OdalarıVeteriner Gıda Hijyenistleri Derneği, Veteriner Hekimler Derneği, Veteriner İç Hastalıkları Derneği, Hayvan Hakları İçin Veteriner Hekimler Derneği, Veteriner Halk Sağlığı Derneği ve Veteriner Sağlık Ürünleri Sanayicileri Derneği |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
TEB’TEN VETERİNER HEKİMLERİMİZE BAYRAM KAMPANYASI
MASRAFSIZ
ÜSTELİK KEFİLSİZ EVRAKSIZ İHTİYAÇ KREDİSİ
FATMA KURU
BİREYSEL PORTFÖY
YÖNETMENİ
TLF:3262252880
DAH:123-113
36 AYA KADAR
İSTEDİĞİNİZ TUTARDA.
![]() | Bugün | 22 |
![]() | Dün | 38 |
![]() | Bu Hafta | 183 |
![]() | Bu Ay | 125 |